İyilik

İnsan ne kadar yaşar yaşasın; kaç yaşına gelirse gelsin ölmeyi istemez. Çünkü ölüm bilinmeyen ülke… hele bir de genç yaşında hastalıkla davetsiz gelen ölüm en zor olanı. Şebnem İşigüzel İyilik adlı romanından aniden ortaya çıkan hastalığı ile ölüme doğru giden bir kadının kendisiyle ve çevresiyle yüzleşmesini, hesaplaşmasını anlatıyor. Romanda iki dünya var. İstanbul’un kenar mahallelerindeki […]

Devamını Oku

Sınırlar

Kurmaca yazmak insanın sınırlarını zorlar. Bu sınırlar zorlanmadıkça iyi bir kurmaca ortaya çıkmaz. Sıradanın ötesinde bir eser sınırların ötesinde gezinir. Onu yakalamak için çok çalışmak gerekir. Bu çalışmaların birçoğu boşuna yazılmış satırlardan ibarettir. Ama yılmadan yazmaya devam eden her insan, sonunda amacına ulaşır. Bu çalışma bazen körü körüne ilerlemek gibidir. Ne yapacağını ya da ne […]

Devamını Oku

Bir Fotoğrafın Söyledikleri

Erikli yaylasına doğru tırmanırken bir ara sisler içinde kaldık. Ağaçların bittiği noktada, uçurumun kenarında bir kaya dikkatimi çekti. Bu kayanın üzerine oturdum. Sisler içindeki vadiyi izlerken objektife gülümsedim. Fotoğrafta arkamda sisten bir duvar var. Dağa doğru tırmanırken yağan yağmurdan saçlarım ıslak. Üzerinde çok sevdiğim kot montum ve gri eşofmanım var. Yıl 2007 olmalı. O kayada […]

Devamını Oku

Tutku

Kitap okuyorum. Düşünüyorum. Düşünüyorum. Kitap okuyorum. Kendimi bildim bileli bu süreç hep böyle olageldi. Ne kadar uzak kalmaya çalışsam da kitaplarla aradaki ilişki öylesine güçlü ki onlardan asla kopamıyorum. Bir kitap okumuştum; Oku, Oku Budur Sonu adında. Ben bir sona ulaşamıyorum bu konuda. Kitapların dünyası öylesine zengin ki birinden diğerine geçerken sırada bekleyen diğerlerinin hatırı […]

Devamını Oku

Yolda Olmak

Hayatımız boyunca birçok yolculuk yaparız. Bu yolculukları kimi turistik amaçlıdır. Kimi iş için. Bazen otobüsle gideriz. Bazen uçakla. Ama yolculukla hep vardır hayatımızda. Hayat bir yolculuk değil mi zaten. Doğum ile başlayan ölüm ile nihayetlenen bir yolculuk. Kısacası hep yoldayız bu hayatta. Anadolu’nun kırsal bir şehrinde başlayan hayatımda bugüne kadar ne çok yolculuk yaptım. İlk […]

Devamını Oku

Beyaz Gemi Üzerine

Roman, annesi ve babası tarafından terk edilmiş; dedesi tarafından himaye edilen yedi yaşındaki bir çocuğun ve onun zavallı dedesinin hikâyesini anlatıyor. Yazar da daha yedinci sayfada bize çocuğun ve dedesinin hikâyesini anlatacağını söylüyor: “Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti. Şimdi […]

Devamını Oku

Aydınlık ve Karanlık

“İnançları farklı, dilleri farklı, kimlikleri farklı diye insanlar birbirine düşman olmamalı. İnsan bir kimliğe, bir dine, bir dile sahip olarak dünyaya geliyor ve bunlarla büyüyüp yaşıyor. Bunda insanın günahı, suçu ne?” Mehmet Uzun’un Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık romanın temel kahramanı Kevok söylüyor bu sözleri. İnsanca yaşamayı hak eder her insan. Farklılıklar düşmanlıkları değil; […]

Devamını Oku

Kadının İnsanlığı

Toplumsal yapının temel özelliği eril düzenin hâkim olması. Kadın ile erkeğin birlikte yaşadığı bu düzende ne yazık ki kadın, toplumun temel taşı olan aileyi taşıyan olmasına rağmen hak ettiği değeri göremiyor. İnsan olmak ortak paydasında erkekle birlikte eşit bir hayat yaşaması gerekirken geleneksel, ataerkil düzenin çarkları arasında ezilip gidiyor. Üstelik çoğu kadın bu hayatın hak […]

Devamını Oku

Kafede

Denizin bir sokak üstündeki evinde rüzgârlı havalarda dalgaların sesini duyabiliyordu. Ne zaman bu sesi duysa yağmura, fırtınaya aldırmadan deniz kenarındaki kafeye gidiyor; saatlerce denizi seyrediyordu. Denizin köpüklenişi içinde bir yere dokunuyordu sanki. Dalgalar, kafenin duvarlarına vurdukça çıkardığı ses, bir çığlık gibi kulaklarında uğulduyordu. O sabah erkenden dalgaların ve rüzgârın sesine uyandı. Hazırlıklarını bitirdikten sonra şiddetlenerek […]

Devamını Oku

Ormanda

Pencerenin öbür tarafında oturan adamı gördüm. Mevsimlerin kaderini bilen yaşlılar gibi baktı bana. Uzun saçları iki yandan boynuna ölü yapraklar gibi dökülüyordu. Kiliseye doğru yürüdüm. İlk mezarlara vardım. Mezarların arasından geçerek dar patika yoldan eve dönmeyi düşünüyordum. Dışarıda güneşi görmüş; onun parlayışına aldanıp kendimi bir anda sokağa atmıştım. Yavaş adımlarla mezarlığın içinde ilerlerken erken baharın […]

Devamını Oku