Yolda Olmak

Hayatımız boyunca birçok yolculuk yaparız. Bu yolculukları kimi turistik amaçlıdır. Kimi iş için. Bazen otobüsle gideriz. Bazen uçakla. Ama yolculukla hep vardır hayatımızda. Hayat bir yolculuk değil mi zaten. Doğum ile başlayan ölüm ile nihayetlenen bir yolculuk. Kısacası hep yoldayız bu hayatta. Anadolu’nun kırsal bir şehrinde başlayan hayatımda bugüne kadar ne çok yolculuk yaptım. İlk […]

Devamını Oku

Beyaz Gemi Üzerine

Roman, annesi ve babası tarafından terk edilmiş; dedesi tarafından himaye edilen yedi yaşındaki bir çocuğun ve onun zavallı dedesinin hikâyesini anlatıyor. Yazar da daha yedinci sayfada bize çocuğun ve dedesinin hikâyesini anlatacağını söylüyor: “Onun iki masalı vardı. Biri kendisinindi ve başka kimse bilmezdi. Ötekini ise dedesi anlatmıştı ona. Sonra ikisi de yok olup gitti. Şimdi […]

Devamını Oku

Aydınlık ve Karanlık

“İnançları farklı, dilleri farklı, kimlikleri farklı diye insanlar birbirine düşman olmamalı. İnsan bir kimliğe, bir dine, bir dile sahip olarak dünyaya geliyor ve bunlarla büyüyüp yaşıyor. Bunda insanın günahı, suçu ne?” Mehmet Uzun’un Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık romanın temel kahramanı Kevok söylüyor bu sözleri. İnsanca yaşamayı hak eder her insan. Farklılıklar düşmanlıkları değil; […]

Devamını Oku

Kadının İnsanlığı

Toplumsal yapının temel özelliği eril düzenin hâkim olması. Kadın ile erkeğin birlikte yaşadığı bu düzende ne yazık ki kadın, toplumun temel taşı olan aileyi taşıyan olmasına rağmen hak ettiği değeri göremiyor. İnsan olmak ortak paydasında erkekle birlikte eşit bir hayat yaşaması gerekirken geleneksel, ataerkil düzenin çarkları arasında ezilip gidiyor. Üstelik çoğu kadın bu hayatın hak […]

Devamını Oku

Kafede

Denizin bir sokak üstündeki evinde rüzgârlı havalarda dalgaların sesini duyabiliyordu. Ne zaman bu sesi duysa yağmura, fırtınaya aldırmadan deniz kenarındaki kafeye gidiyor; saatlerce denizi seyrediyordu. Denizin köpüklenişi içinde bir yere dokunuyordu sanki. Dalgalar, kafenin duvarlarına vurdukça çıkardığı ses, bir çığlık gibi kulaklarında uğulduyordu. O sabah erkenden dalgaların ve rüzgârın sesine uyandı. Hazırlıklarını bitirdikten sonra şiddetlenerek […]

Devamını Oku

Ormanda

Pencerenin öbür tarafında oturan adamı gördüm. Mevsimlerin kaderini bilen yaşlılar gibi baktı bana. Uzun saçları iki yandan boynuna ölü yapraklar gibi dökülüyordu. Kiliseye doğru yürüdüm. İlk mezarlara vardım. Mezarların arasından geçerek dar patika yoldan eve dönmeyi düşünüyordum. Dışarıda güneşi görmüş; onun parlayışına aldanıp kendimi bir anda sokağa atmıştım. Yavaş adımlarla mezarlığın içinde ilerlerken erken baharın […]

Devamını Oku

Başka Bir İktidar

Cem Akaş bir distopya olan romanı Y’de erkeksiz bir toplum yaratıyor. Y kromozomunun bir vüris ile yok olduğu romanda yüz elli yıldır kadınların hüküm sürdüğü bir toplum hakim. Erkeklerin yaşadığı dönem ‘karanlık çağ’ olarak adlandırılıyor. Ve erkeklikle ilgili her şeye karşı derin bir nefret var. Sanatta bu nefretten nasibini alıyor. Erkeklerin ürettiği sanat eserleri yok […]

Devamını Oku

Aynadaki Resimler

Gürsel Korat’ın Unutkan Ayna adlı romanı tarihsel bir olay üzerine kurulmuş: 1915 Ermeni tehciri. Ancak romanda üzerinde durulan temel konu tehcirden çok, olay gerçekleşene kadar geçen sürede yaşanan bazı olaylar. Tarihimizin bu önemli olayına tarafsız bir gözle yaklaşan yazar, bir bakıma kararı okura bırakıyor. Ben unutkan aynayı fotoğraflar olarak yorumladım. Geçmişte yaşanan her şey fotoğraflarda […]

Devamını Oku

Öykü ve Roman

Öykü mü roman mı, diye sorsalar hiç düşünmeden roman, diye cevap veririm. Çünkü roman okumayı çok seviyorum. Romanın kurduğu geniş dünyanın içine girmek, orada kaybolarak sayfaları tüketmek en büyük keyiflerden biri benim için. Öykü kısa ve yoğun olduğu için arka arkaya farklı metinler okumak zorunda kalıyorsun. Hâlbuki romanda birçok öykünün birleşimi ile karşı karşıya kalıyorsun. […]

Devamını Oku

Okumak ve Yazmak

Bir kitaba başlıyorum. Onun dünyasına teslim oluyorum okurken. Sayfalar ilerlerken yeni bir dünyanın keyfini çıkarıyorum. Bu sayfalarda karşıma çıkan yeni dünyalar beni büyülüyor. Her yazar, kendi penceresinden bakıyor dünyaya. Ben de her yazarla yeni bir pencere sahibi oluyorum. Böylelikle hayat genişliyor. Görmediğim, yaşamadığı; görüp yaşamaya ömrümün yetmeyeceği birçok hayat ile tanışıyorum böylelikle. Okumak zenginleşmek benim […]

Devamını Oku