Bir Fotoğrafın Söyledikleri

Erikli yaylasına doğru tırmanırken bir ara sisler içinde kaldık. Ağaçların bittiği noktada, uçurumun kenarında bir kaya dikkatimi çekti. Bu kayanın üzerine oturdum. Sisler içindeki vadiyi izlerken objektife gülümsedim. Fotoğrafta arkamda sisten bir duvar var. Dağa doğru tırmanırken yağan yağmurdan saçlarım ıslak. Üzerinde çok sevdiğim kot montum ve gri eşofmanım var. Yıl 2007 olmalı. O kayada oturup derin vadiye karşı bir sigara içmiştim.
Ne kadar güzel gülüyorum fotoğrafta. Oysa yaşadığım en zor günlerdi. Hayata tutunmak için kendimi doğaya atıyordum her hafta sonu. Duygularım, aklım alt üst olmuştu. Kendimi hayatın içinde nereye koyacağımı bilememenin derin acısı içindeydim. Bin bir emekle kurduğum hayat başıma yıkılmıştı. Onunla son görüşmemizde son bir şans istemişti benden. Ama ben öylesine kırgındım ki onu görmeye bile dayanamıyordum. Evlilik denen garip kurum benim için artık sonsuza kadar bitmişti. Bana yaşattığı onca acıdan sonra hala yüzüme bakabilmesine şaşırıyordum.
Akşam işten geldim. Kendime atıştırmalık bir şeyler hazırladım. İştahım yoktu zaten. Yemeğimi yerken telefon çaldı. O arıyordu. Açıp açmamak arasında gidip geldim. Söylenecek ne kalmıştı artık. Niye arıyor beni hala. Sesini duymak bile istemiyordum. Sonunda dayanamayıp açtım.
“Bir kahve içmeye gelebilir miyim? Seninle konuşmak istiyorum.” dedi Ahmet.
“Konuşacak bir şey kalmadı. Kısa bir süre sonra hayatından tamamen çıkmış olacağım. Sevgilinle istediğin gibi yaşayabilirsin.” dedim ve telefonu yüzüne kapattım. Öfkeden bütün vücudum titriyordu.
Telefonu fırlatmamak için kendimi zor tuttum. Yatağa uzandım. Uyku ile uyanıklık arasında gidip gelirken telefonum tekrar çalmaya başladı. Yine oydu arayan. Telefonu kapattım. Evin sessizliğinde derin ama huzursuz bir uykuya daldım.
Yatak odasında karanlığın içinde Ahmet ile birlikteyim. Ona sarılıyorum. Bedenin sıcaklığını hissetmek o kadar hoşuma gidiyor ki aşkla öpüyorum onu. O da bana sımsıkı sarılıyor. Sonra yatağa uzanıyoruz. Odanın karanlığında yalnızca zevkle inlemelerimiz duyuluyor. Sonra yanımda başka bir bedenin varlığını hissediyorum. Ahmet beni bırakıp onu öpmeye başlıyor. Bana uzanıyor. Öpmeye başlıyor. Elleri vücutlarımızda dolaşıyor. Dehşet içinde bir kadına, bir Ahmet’e bakıyorum. O ise her ikimizi birden öpmeye devam ediyor. Ağzı kocaman olmuş; sanki ikimizi birden yutacak gibi açıyor onu. Çığlık atmak istiyorum; ama sesim çıkmıyor. Yataktan hızla kalkıyorum. Yatak odasından çıkmak için kapıyı arıyorum. Ama odanın kapısı yok.. Duvarlarda ellerimle bir çıkış arıyorum. Gülme sesleri geliyor kulağıma. Ahmet ile o kadın yatağa uzanmış kahkahalarla gülüyorlar. Oda kahkaha sesleri ile çınlıyor.
Ter içinde uyandım. Hızla ayağa kalktım. Soyunmaya başladım. Duşun altına girdiğim zaman suyu vücudumdan akmasını izleyerek uzun uzun yıkandım. Elimdeki lifle her yerimi ovalıyordum. Gözyaşlarım bedenimden akan suya karışıyor. Hıçkırıklar içinde yere oturdum. Ağladım. Ağladım. Temizlenmiyordum. Öylesine kirliydim ki akan sular arıtmıyordu beni. Beş yıllık evliliğimizin bütün aşk dolu geceleri canlanıyor zihnimde. Bunları düşündükçe daha bastırıyorum bedenime lifi…
Banyodan çıktığım zaman gece yarısıydı. Üstümü giyinmeden kanepeye uzandım. O yatağa, onunla paylaştığımız yatağa bir daha asla yatmayacaktım.
08.07.2019

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir