Kafede

Denizin bir sokak üstündeki evinde rüzgârlı havalarda dalgaların sesini duyabiliyordu. Ne zaman bu sesi duysa yağmura, fırtınaya aldırmadan deniz kenarındaki kafeye gidiyor; saatlerce denizi seyrediyordu. Denizin köpüklenişi içinde bir yere dokunuyordu sanki. Dalgalar, kafenin duvarlarına vurdukça çıkardığı ses, bir çığlık gibi kulaklarında uğulduyordu. O sabah erkenden dalgaların ve rüzgârın sesine uyandı. Hazırlıklarını bitirdikten sonra şiddetlenerek […]

Devamını Oku

Ormanda

Pencerenin öbür tarafında oturan adamı gördüm. Mevsimlerin kaderini bilen yaşlılar gibi baktı bana. Uzun saçları iki yandan boynuna ölü yapraklar gibi dökülüyordu. Kiliseye doğru yürüdüm. İlk mezarlara vardım. Mezarların arasından geçerek dar patika yoldan eve dönmeyi düşünüyordum. Dışarıda güneşi görmüş; onun parlayışına aldanıp kendimi bir anda sokağa atmıştım. Yavaş adımlarla mezarlığın içinde ilerlerken erken baharın […]

Devamını Oku

Öykü

Herkes birgün döner yarım bıraktığı öykünün yurduna. Eksiklik tamamlanmadıkça rahat vermez öyküler insana. Gerçi insan var olduğundan beri, yeryüzüne öyküler bırakarak dolaşır. Bütün öyküler yarım, bütün öyküler eksiktir. Koltuktan kalkarak bavulumu aldım. Trenden indim. Ağır adımlarla istasyonun loş, taş binasına doğru ilerledim. Trenin tak tak sesleri boğdu sessizliği bir an. Sonra anlamsız bir boşluk kapladı […]

Devamını Oku

Çöp Kutusu

Acayip bir gürültü ile gözlerimi açtım. Önce, kapı çalınıyor sandım. Hızla kalkıp kapıya doğru yöneldim. Koridorun yarısına geldiğimde bir an durdum. Ses hala devam ediyor. Ama daha hızlı ve sık bir tekrarla, duvara vuruyorlar sanırım. Yatak odasına döndüm. Ses durdu. Saate baktım. Dokuz. Kendimi yatağa attım. Başka acayip bir ses. Fırladım yataktan. Bu sefer tanıdım. […]

Devamını Oku

Ev-li Olmak

Gece oteldeki odamda uyku tutmuyordu. Bütün bir günü gerginlik içinde geçirdikten sonra geç saatte odama dönmüş, yarı soyunmuştum. Bir süre televizyon kanallarında oyalandım, ışığı söndürdüm, perdeyi açtım, yatağa girdim. Gecenin bu saatinde kent uyuyordu. Kentin yanına uzanıp deliksiz bir uyku çekmek için kıvranıyordum. İstediğim tek şey uyumak, öylece uyumaktı, ama uyuyamayacak kadar huzursuzdum. Sabah ilk […]

Devamını Oku

Boşluk

Kağıtlar, bez parçaları, çarşaflar… Ama içindeki boşluk bir türlü dolmuyordu. Olmuyor, diye inledi. Etrafına bakındı. Karanlık. Oraya buraya savrulmuş eşyalar… Gözü dağınık eşyaların arasında plastik bir bebeğe ilişti. İşte buldum, diyerek bebeğe doğru ilerlemeye çalıştı. Ama aralarındaki mesafe azalacağına artıyordu. Sonunda ona ulaştı. Bebeğim, diyerek bağrına bastı. Onu ait olduğu yere yerleştirmek istedi. Derin ve […]

Devamını Oku

Kalbi Ellerinde

Kablolarla bağlı hayata. Tutunmak istiyor. Olmuyor. Ekranda bir ışık geziyor. Dıt. Dıt. Dıt. Kalbi. Yukarı- aşağı eğriler oluşturarak ilerliyor ışık. Yeşil. Son günlerde zihninde hep bunlar dolaşıyor. Hayat ile ölüm arasında gidip gelen bir insanın yaşa-ma-dıkları. Yangın yüreklerinde. Acının yangını. Tuttuk. Garip. Nasıl mı? İşte öyle: Dıt… dıt… dıt… Bir fren sesi. Gecikmiş. Yerde. Tek […]

Devamını Oku

Darbe

  Seni bir merdiven boşluğunda urgana asılı buldular. Yarı aralık gözlerinde umudun mavisi ile bakıyordun meraklı kalabalığa. “Otomatiği sabitleyin. Fener getirin. Aydınlatın boşluğu.” Konuşmadın. Herkesin gölgesinden korktuğu o yıllarda, bir tek senin sesin duyulmadı zindanın küflü duvarlarında. Vücuduna her dokunuşları, inançlarına biraz daha sarılmanı sağladı. İçinin aydınlığına sığındın, dışardaki karanlıktan. “Şu insanları dışarı çıkarın. Adli […]

Devamını Oku

Ninni

Oteldeki odamın penceresi yemyeşil bir ormana bakıyordu. Ağaçlar öylesine sıktı ki pencereden yere yeşil bir halı serilmiş gibi görünüyordu. Kahvemi elime aldım ve bu güzel görüntüyü seyretmeye başladım. Üç günlük seminer için geldiğim dağ otelinde ilk gecemdi. Yarın beni oldukça yoğun bir gün bekliyordu. Dosyamı açıp yarınki programa baktım. İki oturum halinde, sadece yemek molası […]

Devamını Oku

Sonsuz Bekleyiş

  Patlak bir top ve tutulmamış sözler. Ondan geriye kalanlar. Yüzündeki derin çizgiler geliyor aklıma şimdi. Oysa o kadar yaşlı sayılmazdı. Yorgun ve düşünceli görünürdü her zaman. Sanki ağır bir yük altında kalmış gibi bakardı gözleri. Her akşam, işten döndüğünde sobanın yanındaki döşemesi yıpranmış koltuğuna oturur. Beni çağırır; kucağına oturtur ve o gün neler yaptığımı […]

Devamını Oku