Ninni

Oteldeki odamın penceresi yemyeşil bir ormana bakıyordu. Ağaçlar öylesine sıktı ki pencereden yere yeşil bir halı serilmiş gibi görünüyordu. Kahvemi elime aldım ve bu güzel görüntüyü seyretmeye başladım. Üç günlük seminer için geldiğim dağ otelinde ilk gecemdi. Yarın beni oldukça yoğun bir gün bekliyordu. Dosyamı açıp yarınki programa baktım. İki oturum halinde, sadece yemek molası […]

Devamını Oku

Sonsuz Bekleyiş

  Patlak bir top ve tutulmamış sözler. Ondan geriye kalanlar. Yüzündeki derin çizgiler geliyor aklıma şimdi. Oysa o kadar yaşlı sayılmazdı. Yorgun ve düşünceli görünürdü her zaman. Sanki ağır bir yük altında kalmış gibi bakardı gözleri. Her akşam, işten döndüğünde sobanın yanındaki döşemesi yıpranmış koltuğuna oturur. Beni çağırır; kucağına oturtur ve o gün neler yaptığımı […]

Devamını Oku

Mavi Sardunyalar

II Kolunu uzattı. Derin bir boşluğun içine düşer gibi, iniş bir türlü bitmemişti. Sonra düştü beyaz çarşafın üzerine… Keşke uyanmasaydım diye geçirdi içinden… Saate baktı; 6:30’u gösteriyordu. Uzun zamandır yaptığı gibi saymaya başlamadan hızla kalktı; hemen banyoya gitti; duşa girdi. Sıcak suyun, vücudundan kayıp gitmesini izledi bir süre. Ama sayılar, sulardan daha hızlı hareket ediyordu. […]

Devamını Oku

Kutu Kutu İstanbul

I Sokaklarda dolaşıyorum. Başımın üzerinde yükselen binaların camlarında ışıklar yanıyor. Artık güneşin aydınlatmadığı bu kutular şehrini, sarı beyaz ampuller aydınlatacak. Her birinde ayrı bir dünyanın yaşadığı bu pencerelere bakarken, insanın ne kadar zavallı bir varlık olduğunu bir kez daha hatırlıyorum. Kısır bir döngünün içinde kaybolan hayatlarını, kutulardan kutulara sürüklerken aynada yüzlerine, gören gözlerle bakmayan, ya […]

Devamını Oku