Karakter Yaratmak

Kurmaca bir metinde karakter, yazarın zihninde biriktirdiklerinden oluşur. Bu oluşum mekâna, zamana ve olay örgüsüne göre şekillenir. Kurmaca yazarken metin bir bütün olarak zihinde canlandığı zaman karakterde o bütünün içinde var olur. Ancak bu oluşum hamdır. Zamana yayılan düzeltmelerle karakter de kurmaca da gerçek biçimini alır.
Kurmaca metin yazan bir yazarın dikkati, diğer insanlardan farklıdır. Nitekim öyküde anlatıcı-yazar her gün önünden geçtiği saatçiyi karakter olarak seçmiş; sonra onun üzerinde düşünerek zihninde yeni bir saatçi yaratmıştır. Bu saatçinin gerçekliğinin bir önemi yoktur. Çünkü anlatıcı-yazarın işlemek istediği konuya bağlı olarak zihninde oluşturduğu saatçi amaca hizmet edecektir. Ben kendim için düşündüğümde tek başına bir karakter yaratmamışım. Yazdığım bütün kurgu metinlerde karakter, olay örgüsünün içinde kendiliğinden oluşmuş. Sanırım yazdığım türle de ilgili olmalı bu durum. Öykü bir solukta yazılan bir tür benim için. Mesela Mavi Sardunyalar öykümdeki mimar birdenbire geldi aklıma. Sonra yavaş yavaş et kemiğe büründü.
Diğer taraftan karakteri oluştururken olay örgüsünün farklı bir yönden de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Karakter hareketleri, davranışları ile karakter haline dönüşüyor. Karakterin olayın akışı içinde yazılanlardan yola çıkarak okurun yaptığı yorumlarla gerek ruhsal gerekse fiziksel özellikleri belirir. Yani yazılandan çok yazılmayanlar karakteri karakter yapar. Olay akışı durdurarak yapılan betimlemeler metni durağanlaştırır.
Yusuf Atılgan’ın Saatlerin Tıkırtısı adlı öyküsünde karakterler, anlatıcının yürüdüğü yol üzerinde karşısına çıkan esnaflardır. Ancak anlatıcının dikkatini çeken saatçi dükkânındaki saatçidir. Birkaç gün saatçinin önünden geçer. Camdan içeri bakar. Gördükleri onu şaşırtır. Çünkü zihninde yarattığı kişi bambaşkadır. Burada yazarın gerçek dünyadan yola çıkarak yeni bir dünya yaratırken özellikle karakter üzerinde nasıl çalıştığı açık bir biçimde görmekteyiz. Hayatı boyunca gördüğü saatçilerin bütününden oluşan bir karakterdir. Ve bu saatçinin öyküsünü yazmak ister.
Kurgusal metinde karakteri yaratırken diyalog, betimleme ve eylemlerden yararlanırız. Diyaloglar karakter ile ilgili birçok bilgiyi konuşma aracılığı ile okura verir. Böylece karakter yavaş yavaş ete kemiğe bürünmeye başlar. Metin içerisindeki akışa yerleştirilen betimlemeler de aynı görevi üstlenir. Karakterin yaptığı eylemler yani olaylar karşısındaki tepkileri de karakterin okurun zihninde şekillenmesini sağlar. Diğer taraftan birçok edebi metni bitirdiğimiz zaman karakteri fiziki yönden tanımadığımızı görürüz. Örneğin Anna Karenina romanını okuduğumuz zaman, onun fiziki özellikleri net bir biçimde gözümüzde canlanmaz. Burada yazarın özellikle kullandığı bir yöntem ile karşı karşıyayızdır. Karakteri sadece davranışları ile okura vererek toplumsal yapı karşısındaki bocalamasını netleştirir.

Paylaş
Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedInPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir