Ev-li Olmak

Gece oteldeki odamda uyku tutmuyordu. Bütün bir günü gerginlik içinde geçirdikten sonra geç saatte odama dönmüş, yarı soyunmuştum. Bir süre televizyon kanallarında oyalandım, ışığı söndürdüm, perdeyi açtım, yatağa girdim. Gecenin bu saatinde kent uyuyordu. Kentin yanına uzanıp deliksiz bir uyku çekmek için kıvranıyordum. İstediğim tek şey uyumak, öylece uyumaktı, ama uyuyamayacak kadar huzursuzdum. Sabah ilk […]

Devamını Oku

Boşluk

Kağıtlar, bez parçaları, çarşaflar… Ama içindeki boşluk bir türlü dolmuyordu. Olmuyor, diye inledi. Etrafına bakındı. Karanlık. Oraya buraya savrulmuş eşyalar… Gözü dağınık eşyaların arasında plastik bir bebeğe ilişti. İşte buldum, diyerek bebeğe doğru ilerlemeye çalıştı. Ama aralarındaki mesafe azalacağına artıyordu. Sonunda ona ulaştı. Bebeğim, diyerek bağrına bastı. Onu ait olduğu yere yerleştirmek istedi. Derin ve […]

Devamını Oku

Kalbi Ellerinde

Kablolarla bağlı hayata. Tutunmak istiyor. Olmuyor. Ekranda bir ışık geziyor. Dıt. Dıt. Dıt. Kalbi. Yukarı- aşağı eğriler oluşturarak ilerliyor ışık. Yeşil. Son günlerde zihninde hep bunlar dolaşıyor. Hayat ile ölüm arasında gidip gelen bir insanın yaşa-ma-dıkları. Yangın yüreklerinde. Acının yangını. Tuttuk. Garip. Nasıl mı? İşte öyle: Dıt… dıt… dıt… Bir fren sesi. Gecikmiş. Yerde. Tek […]

Devamını Oku

Darbe

  Seni bir merdiven boşluğunda urgana asılı buldular. Yarı aralık gözlerinde umudun mavisi ile bakıyordun meraklı kalabalığa. “Otomatiği sabitleyin. Fener getirin. Aydınlatın boşluğu.” Konuşmadın. Herkesin gölgesinden korktuğu o yıllarda, bir tek senin sesin duyulmadı zindanın küflü duvarlarında. Vücuduna her dokunuşları, inançlarına biraz daha sarılmanı sağladı. İçinin aydınlığına sığındın, dışardaki karanlıktan. “Şu insanları dışarı çıkarın. Adli […]

Devamını Oku

Ete Kemiğe Bürünen Karakterler

İhsan Oktay Anar. Muhayyel olduğu düşünülen yazar. Bugün Bilgi Üniversitesindeki sempozyumda, ete kemiğe bürünerek her bir karakteri kılığında karşıma dikiliverdi.  Binadan içeriye girdiğim zaman kalabalığın arasından görünen mumdan heykeller ve çizimler karşında önce bir şaşkınlık geçirdim. Zihnimde oluşturduğum resimleri, karşımda görmek doğrusu pek iyi gelmedi. Sanki okuduğum metnin dünyasının zihnimde yarattığı iz düşümüne ihanet eder […]

Devamını Oku

Düşünmeden İnananlar İçin

2006 Nobel Edebiyat Ödülü ‘Kentinin melankolik ruhunun izlerini sürerken kültürlerin birbiriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan’ Orhan Pamuk’a verilmiştir.” İsveç Akademisi Bir yazar için yaşanabilecek en büyük mutluluk olmalı Nobel’i almak ve üstelik bunu ülkesine kazandıran ilk yazar olmak. 2006 yılında Orhan Pamuk’a ödülü veren İsveç Akademisi, gerekçesini açıklarken bu cümleyi kurmuş. O […]

Devamını Oku

Hayat Yeniden

Beden denen makine bir yerinden arızalandı mı bütün hayatı askıya almak zorunda kalıyor insan. Her şey boşlukta sallanmaya başlıyor derin bir ağrının eşliğinde. Tutunacak tek bir dalı kalmadığını, karanlıklar içinde kaybolduğunu hissediyor insan. Huzur bulduğun evinin anlamı değişiyor. Acının amansız, dermansız olduğunu düşündüğün yer oluyor birdenbire . Hayatta önemsediğin, hayatın olan her şey bir anda […]

Devamını Oku

Gidersen Yıkılır Bu Kent

Gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar Biz mi yalnızdık, durmadan yağmur yağardı Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken Gidersen kim sular fesleğenleri Kuşlar nereye sığınır akşam olunca Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor Bekleyiş diyorum caddelere, […]

Devamını Oku

ZAMAN KIRINTILARI

Biz, zaman kırıntıları, Zaman sinekleri, Tozlu camlarında günlerin sessiz kanat çırpanlar Ve lüzumsuz görenler artık Bu aydınlıkta kendi gölgelerini! Sanki siyah, simsiyah taşlar içinde Siyah, simsiyah kovuklarda yaşadık biz, Sanki hiç görmedik birbirimizi, Sanki hiç tanışmadık!   Dünya bize öyle kapattı kendisini… Neye yarar hatırlamak, Neye yarar bu cılız ışıklı bahçelerde Hatırlamak geçmiş şeyleri, Bu […]

Devamını Oku

Uyku Sersemi

  “Yıkılan bir dünyada selfie çekip gülmeye benziyor ruh halimiz.” Hatıralarımız ile doludur mekânlar. Zaman hatıralar biriktirir. Her şehrin içinde yaşayan insanla birlikte bir hafızası vardır. Özellikle tarihsel geçmişi eski olan şehirlerde bununla daha çok karşılaşırız. Kahvemizi içtiğimiz kafe, kitap aldığımız kitapçı, film izlediğimiz sinema bizle birlikte anılar biriktirir, bir alışkanlık yaratır şehrin belleğinde. Hakan […]

Devamını Oku