Sınırlar

Kurmaca yazmak insanın sınırlarını zorlar. Bu sınırlar zorlanmadıkça iyi bir kurmaca ortaya çıkmaz. Sıradanın ötesinde bir eser sınırların ötesinde gezinir. Onu yakalamak için çok çalışmak gerekir. Bu çalışmaların birçoğu boşuna yazılmış satırlardan ibarettir. Ama yılmadan yazmaya devam eden her insan, sonunda amacına ulaşır. Bu çalışma bazen körü körüne ilerlemek gibidir. Ne yapacağını ya da ne yazacağını bilirsin; ama nasıl yazacağın sorusu bütün metin boyunca peşini bırakmaz. Bırakmasa iyi olur. Çünkü mükemmelliğe ulaştıran da bu sorudur.
Kurmaca metin yeni olanakların, yani deneyselliğin olduğu bir alandır. Yazar bu alanda bilinçdışından gelen güçle yazar. Yazdıklarını bazen bir çırpıda tamamlar. Bazen bir metnin tamamlanması günler alır. Önemli olan çalışmaya devam etmek; engeller karşısında yılmamaktır. Uzun çalışmalar soncunda bir metin ortaya çıkar. Ama dilin sonsuz olanaklarının var olması yazarı hep daha iyiye doğru sürükler. Her okuyuşta yeni eklemeler ve çıkarımlarla metin gerçek yapısını almaya başlar. Aslında hiçbir metin tamamlanmış değildir. Yazar metne her bakışında yeni bir düzelti yapmadan duramaz. Bu böyle sürüp gider.
Kimi yazar, yazacağı metni bütün ayrıntıları ile planlar. Yazmaya başlamadan önce uzun bir hazırlık döneminden geçer. Kimi yazar ise kafasında tasarladığından yola çıkarak yazmaya başlar. Sonunda iki yazar da aynı noktadan birleşirler: metnin dayattıkları. Kurmaca metin canlı bir organizma gibidir. Yazdıkça kendine göre doğrular öne sürmeye başlar. Bunların peşinden gitmedikçe metin ilerlemez. Ama dikkat etmek gerekir. Bu doğrular bazen metnin uzamasına, sarkmasına neden olabilir. Bu nedenle temel bir plan doğrultusunda ilerlemek her zaman için en iyi yöntemdir. Elbette her yazarın kendine göre yazı biçimi vardır. Ama hemen hemen bütün yazarlar, kafalarında oluşturdukları bir plan doğrultusunda yazmayı tercih ederler. İlk taslak oluştuktan sonra onun üzerinde çalışarak metni geliştirmek daha kolay olacaktır.
Kurmaca metinler belli doğruları sunmadıkları gibi çözüm de ortaya koymak zorunda değillerdir. Bir sorunu ortaya koymak için yazılırlar. Yazarın o konuda söyleyecekleri vardır. Bunları bir öykü veya roman formunda sunabilirler. Sınırları zorlayarak yazdıkları için metnin amacı yine kendisidir. Okuru memnun etmek için yazılmazlar. Yazar kendi söyleyeceklerini belirli bir formda ya da yeni bir formda yazar. Okur bunu istediği gibi yorumlama ve alımlama özgürlüğüne sahiptir. Metnin işaretleri doğru verilmiş ise zaten okurda yazarın söylemek istediğine ulaşacaktır. Ne kadar kapalı bir metin olursa olsun gerçek okur onun anlamını, anlam katmanlarını çözecektir. Böylece yazardan çıkan metin okurda yeniden hayat bulacaktır.
Hayatımızı her yerinde sınırlarla yaşıyoruz. Bu sınırları zaman zaman zorlayabiliyoruz. Ama çoğunlukla bu sınırlara bağlı bir hayat sürdürüyoruz. Eğer sınırlarımızı zorlamak ve yeni bir şeyler ortaya koymak istiyorsak sanat bunun için en uygun alan. Renkle, taşla, sözle sınırlarımızı zorlayarak yeni bir şeyler söyleme şansı elde edebiliriz. Böylelikle bizden sonra gelen nesil üzerinde de bir etkimiz olur. Kalıcı oluruz. Ama bunun için mutlaka verili olanın dışına çıkmaya, yeni bir şey ortaya koymaya mecburuz.
23.05.2019
Bodrum/Ortakent

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir