Uyku Sersemi

 

“Yıkılan bir dünyada selfie çekip gülmeye benziyor ruh halimiz.”
Hatıralarımız ile doludur mekânlar. Zaman hatıralar biriktirir. Her şehrin içinde yaşayan insanla birlikte bir hafızası vardır. Özellikle tarihsel geçmişi eski olan şehirlerde bununla daha çok karşılaşırız. Kahvemizi içtiğimiz kafe, kitap aldığımız kitapçı, film izlediğimiz sinema bizle birlikte anılar biriktirir, bir alışkanlık yaratır şehrin belleğinde. Hakan Bıçakçı’nın son roman Uyku Sersemi bize bu belleğin, kentsel dönüşüm adı altında nasıl yok edildiğini anlatmaya çalışıyor. İstanbul, kentsel dönüşüm adı altında başlatılan inşaatlarla büyük şantiyeye dönüşmüş, yıkılan her bina ile orada yaşayan insanların da belleğinden hatıralar silinmiştir. Romanın temel kahramanı adeta kimliğini kaybeder yavaş yavaş. Bir cinnet hali içinde. Önce sesi değişir Kahraman Kara’nın. Zaman içinde yüzü de başka bir insana dönüşür. Şehrin ortak mekânları yok olurken nasıl kimliği yok oluyorsa Kahraman Kara da nüfus cüzdanındaki kişi değildir artık.
Romanda Kahraman Kara turistler için İstanbul şehir rehberi hazırlamak üzere bir yayınevi ile anlaşır. Ne ki rehbere almak istediği eski mekânlar bir bir kapanmaya başlar. Yanlış zihniyetlerin yıkıcı gücü karşısında Kara’nın hazırladığı kitap anlamını yitirir. Yayınevi tarafından verilen kararla farklı bir kitaba dönüştürülür. Tıpkı şehir gibi dönüşüme uğrar. Gerçek kimliğini yitirir.
Roman bölümler halinde yazılmış. Mutlu Son adlı bölümle başlayıp Yeni Bir Başlangıç bölümü ile sona eriyor. Giriş bölümünün bu adı almasının nedeni Kara’nın tasarladığı şehir rehberinin yayınevi tarafından kabul edilmesi.
Değişim kaçınılmaz. İnsan zaman içinde yaş aldıkça değişiyor. Bu nedenle insanın mekân ve eşya ile bağlantısı da değişiyor. Ancak bu değişim özellikle mekân ve eşyada geçmişi koruyarak yapılmazsa şehrin belleği ile birlikte toplumun, yani insanın belleği de yok oluyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir